Yapılan araştırmalar Ünye ve çevresinin Anadolu'daki en eski yerleşim yerleri arasinda oldugunu göstermiştir.Ünye'nin doğusunda Yüceler köyü civarındaki mağaralarda 1944-45 yıllarında ve 1963 yılında Cevizdere vadisinde yaptığı kazılar sonucu, bu yörede milattan önce kazılarda yontma ve cilalı taş devirlerine ait aletler ve silahlarla toprak kapların yanı sıra, insan ve evcil hayvanlara ait iskelet parçaları da bulunmuştur. Araştırmalar esnasında bulunan çakmaktaşından bir el baltası, Alt Paleolitik döneme aittir ve Karadeniz kıyılarında elde edilen en eski buluntu olma özelliğini taşımaktadır.
Ünye ve çevresinde yazılı tarihlerde adı geçen ilk topluluk Kaşkalardır. MÖ 2000'lerden itibaren tarih sahnesine çıkan Kaşkalar bugünkü Sinop ile Perşembe arasındaki bölgede yerleşmişlerdi. Kaşkalar'da hem göçebe hem de yerleşik hayat tarzi vardi. Kaşkalar zaman zaman Iç Anadolu'daki Hititlerle savaşmişlar ve onlar için yönelen kuzeyden en önemli tehdidi oluşturmuşlardir. Zaman zaman Kaşkalar Hitit başkenti Hattuşaş'a (Boğazköy) kadar ilerlemişlerdi. Hititlerin Kaşkalar'ı durdurduğu hatta kısmi egemenlik altına aldıkları dönemler olduysa da, bu dönemler kısa süreli ve geçici olmuştur. Bu iki komşu ve düşman kavmin ömrü MÖ 12.yüzyılda sona erdi.
İran'da kurulan Med İmparatorluğu doğu Anadolu'yu aldıysa da, hakimiyetini Karadeniz kıyılarına kadar yayamadı. Fakat Medler'in yerine geçen Persler'in hakimiyet sahası daha geniş oldu. MÖ 550 yılında Pers imparatoru I.Darius bütün Anadolu ile beraber Ünye bölgesine de hakim oldu. Bölgede şiddetli bir dirençle karşılanan Pers hakimiyetini güçlendirmek için I.Darius bölgeye güçlü ve zorba valiler gönderdi. Satraplık denilen vilayetlerdeki bu valilere Satrap adı veriliyordu.
Makedonyalı İskender MÖ 331 yılında Persler'i yenerek topraklarını ele geçirdi. Fakat Anadolu'daki Pers satraplıkları üzerinde kesin bir hakimiyet kuramadı. Pers asıllı yöneticiler özerkliklerini sürdürmeyi başardılar. İskender'in ölümünden sonra ülkesi parçalandı. Karadeniz kıyılarında Pontus Devleti kuruldu.
Pontus Devletinin kurucuları eski Pers İmparatorluğu'nun asilleri olup,Yunanlı değillerdi. Devlet gelenekleri Persler'le aynıydı. Onlar gibi Ahuramazda (hürmüz) adındaki iyilik tanrısına tapıyorlardı. Bir süre sonra sahildeki ticari koloniler de Pontus'a bağlandı. Pontus Devleti zamanla, özellikle Makedonyalı prenseslerle evlenme ve Helen kültürüne meyletme sebebiyle eski özelliklerini ve gücünü kaybetti. Günümüzde Kale köyünün sınırları içinde bulunan Ünye kalesi muhtemelen ilk olarak bu dönemlerde kullanılmaya başlandı.
Roma imparatorlugu döneminde Ünye çevresi Pontus Polemoniacus adiyla anilan bir uydu devlet şeklinde yönetilmekteydi. Zalimligi ve garip davranişlari ile ünlü olan Neron, Imparator olmadan önce bu bölgeyi yönetmişti. Roma Milattan Sonra (MS) 395 yilinda ikiye bölününce, Ünye Dogu Roma (Bizans) Imparatorlugunun sinirlari içinde kaldi.
Bizans döneminde de Ünye çevresi, yönetim merkezi Niksar olan Pontos Polemoniacus adindaki bölgede yer aldi. Islamiyet'in yayılma dönemindeki ilk kez 715 yılında Emevi orduları Canik bölgesine kadar geldi. 733-739 yılları arasında Samsun civarı Arap egemenliğinde kaldı.
Tarih boyunca İskitler Sabirler ve Hunlar gibi çeşitli Türk asıllı veya içinde Türk unsurlar da bulunan kavim ve devletler Anadolu'ya ilgi göstermiş ve zaman zaman da daha ziyade kisa süreli olmak üzere çeşitli fetihler yapmişlardir. Abbasiler döneminde de, islam ordularinin çogunlugu Türklerden meydana geliyordu. Bizans ile uzun süreli savaşlar sebebi ile sinirlari korumak için Abbasiler Dogu Anadolu'ya çok sayıda Türk ailesini yerleştirmişlerdi. Ancak, Anadolu'nun tümüyle ve kesin olarak Türk vatanı haline gelmesi Selçuklular döneminde olmuştur.
İlhanlı hakimiyeti döneminde Ünye ve Orta Karadeniz bölgesinde zamazan zaman hakimiyet mücadeleleri oldu. İlhanlılar Müslümanlara karşı Hıristiyanları destekleyen bir politika uyguladıkları için, Trabzon Rum Devleti kendi sınırlarını genişletmeye çalıştı. Ünye de sık sık el değiştirdi. 1297 yılında Ünye Türkmenler (Muhtemelen Çepniler) tarafından bir kez daha Rumlardan alındı ve Trabzon şehrine kadar uzanan akınlar yapıldı. Bu dönemde Türkmenlerin Kuşdoğan adlı bir beyi vardı ve Giresun şehrini de ilk kez Rumlar'dan almıştı. Ünye'nin Kuşdogan köyü muhtemelen adini bu tarihi şahsiyetten almaktadir.
Osmanli Devleti bütün Karadeniz'e hakim olduktan sonra, Ünye ve civarı uzun bir huzur ve sükun dönemine girdi. Sahip olduğu uygun coğrafi konum sebebiyle Ünye bu dönemde önemli bir liman ve ticaret merkezi haline geldi. Bu dönemde siyasi tarih açısından çok önemli olaylar olmadıkça Ünye'nin adının tarihlerde geçmediği görülüyor.
16.asır ortalarında, Kanuni Sultan Süleyman'ın kanunnamelerine göre Ünye'nin dahil olduğu Canik livası Sivas eyaletine bağlanmıştı. Bu dönemde Ünye Kalesinde 32, şehirde 152 asker nüfus vardı. Kalede bulunanların biri dizdar, biri kethüda, biri mehter 29'u muhafızdı. Belli görevlerden muaf tutulma kaydıyla 8 nefer kalenin tamiratı işini üstlenmişlerdi. Aynı haklarla Ünye derbendinde 8 nefer beklemekteydi. Bu dönemde Ünye'nin 70.000 akçeden fazla yıllık geliri vardı.
Celali hareketi 17.yüzyıl boyunca şiddeti değişmek üzere devam etti. İkinci Viyana kuşatmasında Osmanlı Devleti mağlup olunca, uzun yıllar süren bir savaşlar dönemi başladı. Bu arada Karadeniz bölgesini de içine alan geniş çaplı eşkıyalık faaliyetleri ortaya çıktı. Dönemin Canik mutasarrıfı olan Cafer Paşa eşkıyayı tenkile memur edildi. Cafer paşa Canik bölgesinin yüksek kesimleriyle Koyulhisar ve Şebinkarahisar bölgelerinde bulunan çok sayıda eşkıya reisini yakalayıp kellelerini İstanbul'a gönderdi.
Karadeniz sahilinde 16. ve 17.yüzyıllarda en mühim ticaret iskelesi Ünye idi. Eflak, Boğdan, Ukrayna ve Karadeniz havzası tüccarları Diyarbakır'dan ham kırmızı ipek ve sahtiyan, Haleb'den dirayi ve mavi futa ve başka mallar getirdiler. Bu mallarin ticari muameleleri Ünye'de yapılır ve buranadan gemilerle nakledilirdi.
1914 yılında Ünye ve civarında çok sayıda can ve mal kaybına yol açan seller oldu. Aynı yıl, Osmanlı Devleti birinci dünya savaşına girdi. Bu savaş halk arasında Seferberlik diye anıla gelmektedir. Doğu Anadolu'da Rusya ile yapılan savaşlar kaybedildi ve Ruslar Harşit Irmağına kadar olan bölgeyi işgal ettiler. Bunun üzerine, işgal edilen bölgeden yeni ve büyük bir Müslüman ahali göçü başladı. Aynı sıralarda, Rusya ile işbirliği yapan yerli Ermeniler çeşitli yerlerde ve bu arada Canik bölgesinde isyan hareketleri başlattılar. Sarala adında reisi olan Ermeni eşkıya çetesi Ünye'nin köylerine baskınlar yapıyordu. Savaş sırasında cephe gerisinin emniyetini garanti altına almak için Osmanlı Hükümeti Ermeni nüfusun geçici olarak o zaman Türkiye'nin bir vilayeti olan ve kritik konumda olmayan Suriye'ye nakledilmesi kararını verdi. Ünye ve bazı köylerinde yaşayan Ermenilerde nakledildi. Savaş bitince herkes eski memleketine dönecekti. Fakat savaş kaybedilip Suriye Fransızlar tarafından işgal edilince Ermeniler de orada yerleştiler ya da Fransa ve Amerika'ya göç ettiler.
Yunanlılar İzmir'i işgal edince Ünye halki 21 Mayis 1919 tarihinde toplu olarak hükümete telgraf çekerek bir an önce işgalin sona erdirilip adaletin salinmasini istemişlerdir. Bu siralarda, Karadeniz bölgesindeki Rumlar da Pontus devletini ihya etmek hayaliyle çeteler kurmuşlardi. Ünye'de de bu gizli örgütün Müdafaa-i Meşruta Cemiyeti legal adi altinda bir şubesi faaliyet göstermekteydi. Pontuscular bölgedeki Müslüman ahaliye hücum edip yildirmaya çalişiyorlardi. Orta ve Dogu Karadeniz bölgesinde Rum nüfus %15 civarinda bir azinlik idi. Ünye'de ise Rumlar nüfusun %7 kadarını oluşturuyordu. Nüfusu çoğaltmak için Ruya'da yaşayan Rumlar gemilerle getirilip Karadeniz sahillerine çikariliyordu. Pontusçu Rumlari desteklemek için Yunan savaş gemileri Karadeniz sahillerini bombaladilar. Pontusçularin niyetinin ciddi oldugu anlaşilinca bölgedeki Türk ahali de silaha sarilip direniş örgütleri kurdular. Daha sonra, Giresunlu milis kumandani Topal Osman'ın önderliğinde Büyük Millet Meclisi'ne bağlı düzenli bir güç haline gelen Türk kuvvetleri Pontus çetelerinin faaliyetlerine son verdi. Sonunda, bölgedeki Rum ahali yapılan anlaşmalar gereğince Yunanistan'a gönderildi; Yunanistan'da kalan Türkler de Türkiye'ye getirildi.
23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) Canik mebusu olarak Ünyeli Hasan Fehmi Efendi'de bulunmaktaydı. Pontusçu Rumlara karşı daha iyi mücadele edilmesi için TBMM'de Giresun'un vilayet olması yolunda karar alındı. Ordu kazası Giresun'a bağlanmayı reddedince, yeni bir TBMM kararı ile Ordu'da vilayet yapıldı. Fakat Ordu'nun nüfusu ve çevresi bunun için yeterli değildi. Bu sebeple, Canik vilayetinin Ünye ve Fatsa kazalarının da Ordu'ya bağlanmasına karar verildi. Ordulular vilayet olmak için gereken masrafı tamamen kendileri karşıladılar. Bu karar, coğrafi ve iktisadi farklılık sebebiyle tarih boyunca Ordu ile ilgisi pek az olan ünye ve Fatsa'da büyük tepki ile karşilandi. Ünye ve Fatsa halki TBMM'ne çok sayıda telgraf çekerek, bu kararın değiştirilmesi, Ünye'nin vilayet yapılıp Fatsa, terme ve Karatuş'un buraya bağlanması isteklerini Milletvekillerine bildirdiler. Ünye'de 17 Aralık 1920 tarihinde bunun için bir de miting yapıldı. Ancak bu teşebbüsler sonuç vermedi ve Ünye o tarihten bu yana Ordu'ya bağlı bir kaza olarak kaldı.
Cumhuriyet ilan edildikten sonra hazırlanan idari bölünüşe göre Ünye, Ordu iline bağlı bir ilçe idi. Karakuş nahiyesi 1954 yılında Ünye'den ayrılarak Akkuş adı ile ilçe haline getirildi. 1990 yılında da, Çaybaşı ve İkizce Ünye'den ayrılarak ilçe haline getirildi. Ünye'nin geçen yüzyıl sonlarında 10 bi civarına varan nüfusu, Cumhuriyet kurulduğunda uzun savaş yıllarındaki kıtlık, göç ve salgın hastalıklar sebebiyle azalmıştı. 1927 yılında yapılan sayımda şehir nüfusu 5443 bulundu. 1950'ye gelindiğinde nüfus 8735 olmuş, 1960'te geçen asrın seviyesini aşarak 11350'ye ulaşmişti. 1997 yilinda yapilan son sayimda ise Ünye'nin nüfusu 54518 olarak bulundu.
|